Türkiye'de bir ilk ve tek! Çözelti madenciliği ile kaliteli ve sağlıklı kaya tuzu!

Çözelti Madenciliği

Çözelti madenciliği en basit tanımıyla çözelti madenciliği, yer altında bulunan suda çözünebilir maddelerin; bir boru yardımıyla gönderilen su içerisinde çözdürülerek yüzeye çıkarılmasıdır.

Çözelti madenciliği ile tuz üretimi nasıl yapılır:

Çözelti madenciliği yöntemi ile tuz üretiminde, yüzeyden içiçe geçmiş iki borudan oluşan bir boru hattı, sondaj ile yer altındaki tuz madenine kadar indirilir. İç kısımdaki borudan temiz su gönderilerek tuzun bu su içerisinde çözünmesi sağlanır. Daha sonra ise, tuzlu haline gelen çözelti, dıştaki boru vasıtasıyla yüzeye pompalanır. Su buharlaştırıldığında ise geriye tuz kalır.

Neden daha temiz ve sağlıklıdır?

Çözelti madenciliği yöntemi ile üretilen tuzun, diğer yöntemlere göre çok daha sağlıklı ve temiz olmasının iki temel etkeni vardır. Bunlardan birincisi, yerin yüzlerce metre altında bulunan tuz kaynağınız, bilinen hiç bir kirleticiye maruz kalmaması ve ikincisi ise, üretimi esnasında tuzu kirletecek hiç bir ekipmanın kullanılmamasıdır. Bilindiği üzere klasik tuz üretimi 3 kaynaktan yapılır. Bunlar tuz gölleri, tuz mağaraları ve deniz suyudur.

Tuz Gölleri: Ilk sıradaki yöntem olan tuz göllerinden tuz üretimi, ülkemizde de yoğun bir şekilde uygulanmaktadır.

Bir tuz gölü, her şeyden önce açıktadır ve her türlü kirleticiye açıktır. Bunlar, göl üzerinde gezen insanlar, hayvanlar olabildiği gibi, gölden tuz kazıyan, yükleyen, taşıyan, vb. Yüzlerce aracın kalıntıları da olabilir.

Tuz Mağaraları: Tuz mağaraları, görece olarak tuz göllerine göre daha temizdir. Ancak burada da üretim sırasında kullanılan dinamit ve nitrat içerikli patlayıcılar kullanılmaktadır. Bilindiği üzere nitrat, insanlarda kanser oluşumunu tetiklemekte, tansiyon sorunlarına yol açmakta ve ayrıca baş ağrısına neden olmaktadır. Ayrıca kapalı bir ortamda kullanılan kazıcı, kırıcı, delici, yükleyici ve taşıyıcı makinelerin egzos gazı kalıntıları gibi etmenler de üretilen tuzun saflığını ve temizliğini etkilemektedir.

Deniz Suyu: Deniz suyu, çeşitli kirleticiye açık bir ortamdır. Ayrıca deniz suyundan tuz üretimi yapan tesisler genelde nüfusun yoğun olduğu dolayısı deniz suyu kirliliğinin yoğun olduğu yerlere kurulmaktadır.

Çözelti madenciliği ile tuz üretiminde ise, yukarıdaki yöntemlerde bahsi geçen hiç bir kirletici tuza temas etmez. Hatta insan eli bile tuza değmemektedir. Herşeyden önce tuz kaynağı, milyonlarca yıl önceki hali ile, modern çağın hiç bir kirleticisine maruz kalmadan saf ve temiz halini korumaktadır. Tuzun bu kaynaktan elde edilmesi ise, sadece tek bir boru ve içme suyu ile olduğundan ve başka da bir sistem (kömür, patlayıcı, iş makinesi, vs) kullanılmadığından tuz en doğal ve en temiz hali ile üretilmektedir. Ayrıca bu sayede çevre kirliliğinin de önüne geçilmektedir.

Yemek tuzu markalarından Salina ‘Çözelti madenciliği’ yöntemiyle üretim bandını genişleterek kapasitesini 60 bin tondan 100 bin tona çıkarmayı hedefliyor. Salina Tuz Genel Müdürü Himmet Kara, Konya’nın Cihanbeyli ilçesindeki 80 bin dönümlük ruhsatlı alanda yapılacak 10 milyon Euro’luk üretim tesisi ile ilgili konuştu. Kara, “Çözelti madenciliği ismini verdiğimiz yöntemle işlem yapacağımız bu tesiste diğer yöntemlere göre daha sağlıklı bir üretim yapılacak. Aslında diğer yöntemlere göre daha pahalıya mâl olan tesis, bizi kömür kullanımıyla ortaya çıkan kir ve zararlı etkilerden kurtaracak.” diyor. Himmet Kara’nın Türkiye’de uygulayacakları yeni yöntemle ilgili verdiği bilgilere göre alandaki tuz rezervi yerin 250 metre altında başlıyor. Bu rezerv teknolojik imkânlarla ulaşılabilen 650 metreye kadar da devam ediyor. Tuzun bulunduğu alan bu haliyle bile Türkiye’nin en büyük rezervlerine denk geliyor ve daha da derinlere ulaşabileceği tahmin ediliyor. Sistem yer altına gönderilen suyun tuzu çözerek tuzlu su elde edilmesiyle başlıyor. Daha sonra tuzlu su buharlaştırılarak tuz elde ediliyor. Diğer yöntemlerde olduğu gibi dinamit ya da kömür kullanımına gerek kalmıyor. Sistem buharın yeniden kullanılması işlemiyle ilerliyor ve buharlaştırmada yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık veriliyor. Öte yandan ülkemizde tuz ihtiyacı göl, deniz, kaya ve kaynak tuzlalarından elde edilirken yıllık tuz ihtiyacı yaklaşık 3 milyon ton civarında bulunuyor. İhtiyacın yaklaşık 750 bin tonu gıdaya yönelik gerçekleşirken geri kalan kısım yol tuzlama işlemleri ve dericilik başta olmak üzere sanayide kullanılıyor.

Eksik rekabet fiyatları katlıyor

Sektörle ilgili de dikkat çekici bilgiler paylaşan Salina Tuz Genel Müdürü Himmet Kara’nın verdiği bilgilere göre özelleştirmelerle tuz sektöründe rekabet ortamı sağlandı. Fakat daha sonra tuz alanlarında işletme hakkı alan bazı işletmeler aralarında anlaşarak tekelci bir yapı oluşturdu. Ham tuzun büyük miktarını üreten firmalar, fiyatları istediği gibi ayarladı. Tekelci anlayışı kırmak amacıyla Tuz Gölü’nde yeni tuzla açılması gündeme geldiğinde ihalelere dava açılıp iptal edilmeye çalışıldı. Alınan ÇED raporu için de ihale iptali isteyen firmalar tarafından iptal davası açıldı ve yürütme durduruldu. Yeni tuz sahası alan ve üretim konusunda devlete güvenen firmalar, 2 yıldır tuz üretemediği için zor durumda kaldı. Rekabetin aksaması ise tuz fiyatlarının artmasına neden oldu. Krediyle tuz sahası alanların üretim yapamadığını söyleyen Kara, “Bunu engelleyen de rakip firmalardan başkası değil.” dedi.

Çözelti madenciliği tanıtım videosunu izleyin!

Tweetler